Krizde sıkışan vatandaş 'dede yadigarı' İstiklal
Madalyası'nı bile satıyor
Krizle birlikte paraya ihtiyacı eski
eşyalarını satmaya başladı. Son aylarda ekspertiz
başvurularının arttığını söyleyen antikacılar "Eskiden
halı, tablo gibi eşyalar gelirdi. Şimdilerde İstiklal
Madalyası, Kurtuluş şavaşı beratı bile geliyor"
diyor.
Ekonomik birlikte sıkıntıya
düşen soluğu antikacılarda alıyor. Evinde yıllarca
sakladıkları ve aile yadigarı olarak gördükleri
tarihi eşyaları satmaya başlayanların sayısında
ciddi bir artış olduğunu söyleyen antikacılar son
birkaç ay içinde ekspertiz başvurusunun 3 kata yakın
arttığını belirtti. Vatandaşların dedelerinden kalan
madalyaları, beratları getirdiklerini söyleyen antikacılar,
özellikle bankaların yakın döneme ait eşyaları topladıkları
ve koleksiyon oluşturduklarını kaydetti. Cezayir
Antika ve Sanat Evi'nin Yöneticisi Dolunay Yalçın,
krizle birlikte borcunu ödeyemez olanların nakit
ihtiyacına girdiklerini, bununla birlikte ellerindeki
eski ürünleri satışa çıkarmaya başladıklarını söyledi.
“Aile yadigarı olarak gördükleri ve manevi bir değeri
olan eşyaların artık maddi değerini öğrenmek istiyorlar."diye
konuşan Yalçın, "Dedelerinden kalan değerli eşyaları
torunlarına bırakmayı düşünenler; krizle birlikte
ekspertizleri çağırıp antika değeri taşıdığına inandıkları
eşyalarını maddi değerini öğrenmek istiyorlar."
dedi. Geçmişte özellikle tabloları, değerli halıların
yoğunlukla geldiğini söyleyen Yalçın, "Son 2-3 ay
içerisinde gelenler arasında Osmanlı'nın son dönemlerine
denk gelen eşyalar dikkat çekiyor. Örneğin kahve
fincanı takımları, eski İstanbul resimleri, kağıt
paralar, kamalar, piyanolar, mandolinler; sandalyeler,
masalar, dolaplar, kılıçlar, haritalar gelenler
arasında. Hatta İstiklal Madalyası, şavaş beratlan
bile getiriliyor" dedi.
Ekspertiz başvurusu krizde 3 kat arttı
Geçen yıl günde yapılan ortalama ekspertiz
başvurusunun 20-25 arasında gerçekleştiğini söyleyen
Dolunay Yalçın, "Son 3-4 ay içerisinde bu sayı neredeyse
3 kat arttı ve 45-50'e çıktı. Bazı günler bir günde
60 ekspertiz başvurusu alıyoruz" diye konuştu. Yalçın,
"Başvuruları yapanların ağırlığını ise elindeki
eşyanın değerini bilmeyen ve ilk kez satmayı düşünenler
oluşturuyor” dedi.
Orta halli tablolar revaçta
Bali Müzayede ve Antika şirketinin ortaklarından
Hakan Bali de özellikle orta sınıf tabloların satışlarında
artış yaşandığını bunun da krizin etkisinden kaynaklandığını
belirtti, Bali, "Krize giren bazı koleksiyonerler
ellerindeki orta halli tabloları satmakla nakit
ihtiyacını karşılıyor, Şu anda değeri 100 bin dolar
olan bir tablo 70-80 bin dolara satılıyor. Antika
eserlerde uzun vadede kesinlikle değer katlanırken
krizle birlikte sıkıntıya düşenler zarara girebiliyor"
dedi.
12 Ocak 2009
Kerim ÜLKER
Cezayirantik bildiğiniz antikacılardan değil…
Beyoğlu’nda Cezayir Çıkmazındaki Cezayirantik, bildiğimiz
antikacılardan çok farklı bir yer. Hem tarihe ev sahipliği
yapıyor, hem tarih bilincinin daha sağlıklı bir bakışla
değerlendirilmesi ve geçmişin analizinin iyi bir şekilde
yapılabilmesi için ortaya konacak çalışmalara mütevazı
da olsa katkıda bulunuyor. Başlıca amaçlarını tarih
ve kültürü daha da sevdirmek ve insanların koleksiyonlarına
katacakları eserlere tarihsel anlamını verebilmeleri
konusunda onlara yardımcı olmak olarak belirtiyorlar.
Yardım Sevenler Derneği’nin okul inşaatları için sponsor
olan Cezayirantik, bu desteğin bir defaya mahsus kalmaması
için bağış müzayedeleri düzenlemeye karar vermiş. Müzayedelerden
elde edilen gelirlerle ilköğretim okulu inşa edilecek.
Cezayirantik’ in kuruluşunda bağışlanan eşyanın büyük
bir kısmı Türk Yardım Sevenler Derneği’ ne mensup koleksiyonerlerden
alınmış. Cumhuriyet’ le yaşıt olan bu dernek, bugüne
dek ‘’bir elin verdiğini öbür el görmez’’ mantığıyla
işleyen bir yardım kuruluşu. Cezayirantik’ in sözcülüğünü
üstlenen Derya Erdoğan da kapılarının herkese açık olduğunu,
antika ve eski objelerin yalnızca turistlerin değil
herkesin ilgisini çekmesi gerektiğini vurguluyor.
İçinde bulunduğu apartmandan, kullanılan avizelere
kadar her şeyin antika olduğu Cezayirantik’ te Türk
resim sanatının en önemli örnekleri de bulunuyor. Tophane
Müşiri Zeki Paşa, Cezayirantik’ in bulunduğu apartmanı
kendisi için inşa ettirmiş. Binanın alt katında ise
Fransız portre ressamı Albert Mille bir süre yaşamış.
Cezayirantik’ te yalnızca koleksiyonerlerin eşyası
yok. Yurtdışındaki müzayedelere de katılıp bir zamanlar
Osmanlı’ nın kullandığı eşyayı da satın alıyorlar. Cezayirantik’
te Türk sanatının en eski ve nerdeyse unutulmuş eserlerinin
örnekleri yer alıyor. Fransa’ dan getirtilen, Osmanlı
için yaptırılmış asırlık saatler, tombak işçilikleri,
hat ve camaltı sanatının örnekleri, Limoges porselenleri,
Bedri Rahmi Eyüboğlu, Komet, Fikret Mualla, Ali Otyam
gibi ünlü ressamların orijinal tabloları sergileniyor.
Cezayirantik’ te Atatürk tarafından imzalanmış istiklal
madalyası, takdirnameler yer alıyor. Tüm bu belgelerle
birlikte mekanda henüz yayınlanmamış Atatürk fotoğrafları
ile Atatürk’ ün kendi el yazısıyla kaleme aldığı Cumhuriyet
Halk Fırkası’nın ve Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin
kuruluş notları da yer alıyor. Bu yıl İstanbul Metrosu’nda
sergilenen Atatürk’ün bilinmeyen fotoğraflarının da
önemli bir kısmı bu arşivden alınmış.
4 Ağustos 2007 Cumartesi
SİNEM DÖNMEZ
Eskinin kıymetini yabancılar biliyor
Beyoğlu’nun meşhur Cezayir Sokağı’nın yeni sakinlerinden
Cezayir Antika ve Sanat Evi, sıra dışı eserleriyle koleksiyoncuların
iştahını kabartıyor. Bir grup antika meraklısı koleksiyonerin
eserlerinden oluşan 620 parça eser, özellikle yabancılardan
büyük ilgi görüyor. Uzun yıllardır yabancı ilgisine
alışık olan koleksiyonerlerin hedefiyse, bu tarihi mirası
yerli ziyaretçilere tanıtmak ve nasıl bir kültürel miras
devraldığımızı ortaya koyabilmek.
Cezayir Antika Sanat Evi’nin sözcülüğünü üstlenen
Derya Erdoğan, ‘’Bu bizim kendi tarihimiz ve kendi kültürümüz.
Bunları ne kadar çok kişi bilirse, kendi değerlerimize
de o kadar sahip çıkmış olacağız.’’ diyor. Aslında meraklılarının
da iyi bildiği gibi koleksiyonerler çalışmalarını herkese
göstermez. Sanatseverler ve antika meraklıları ise zaten
bu eserleri gerek müzayedelerde gerekse bazı özel mekânlarda
görme şansına sahip. Derya Erdoğan, Cezayir Antika ve
Sanat Evi’ni benzerlerinden ayıranın tam da bu olduğunu
belirtiyor. Hedef; antika kültürünü ve kültürel değerleri
elit kesimin tekelinden kurtararak, olabildiğince geniş
bir tabana yaymak.
Günümüzde müzayedelerde satışa çıkarılan birçok tarihi
eser, aslında antika meraklılarının koleksiyonlarından
geliyor. Peki bu koleksiyonları oluşturmak için yıllarını
veren, emek, zaman ve yüksek miktarda para harcayan
insanlar, bir süre sonra neden satışa yöneliyor? Yalçın’a
göre bunun sebebi, koleksiyonerin doyuma ulaşması. Yıllardır
devam eden biriktirme geleneği bir süre sonra doyuma
ulaşıyor ve sahip olunanları sergileme, başkalarına
gösterme hatta satma ihtiyacı doğuruyor. Ancak kendi
kültürümüze ait bu eserlerin yabancılara gitmesini istemiyorlar.
Görünüşte çok pahalı gibi görünen antikalar arasında
son derece makul fiyatlı olanlar da var. İsteyenler
50 YTL değerinde küçük bir parça da alabilir, bazı eserlere
ise paha biçilemiyor. İşin ilginç yanı, buradaki satıştan
elde edilen gelirle yine sanata ve kültüre yatırım yapılıyor.
En önemli proje ise yurtdışında bulunan, bize ait eserlerin
satın alınarak geri getirilmesi. Derya Erdoğan, bu amaçla
Osmanlı eserlerinin satıldığı müzayedeleri izliyor.
Bu yolla birçok parçayı geri getirmişler. ‘’Mesela bizim
sarayımız için üretilmiş bir Fransız saatini de geri
alıyoruz. Fransız saati ama yaptıran ve kullanan Osmanlı.’’
diyor. Yalçın’ a göre özellikle Amerikan, İngiliz ve
Fransız koleksiyonerlerinde kültürümüze ait çok tarihi
eser var. İşin üzücü yanı, antika eşya ilgisini tabana
yaymak için açılan ve bu amaçla girişi ücretsiz olan
Cezayir Antika ve Sanat Evi’ni ziyaret edenlerin daha
çok yabancılar olması. Yalçın,‘’Bizde maalesef tarihi
esere ‘eski eşya’ muamelesi yapılır ve birkaç parça
yeni kapkacak almak için eldeki eskiler verilir. Bu
anlayışın artık değişmesi lazım. Çünkü bugünün eserlerindeki
feyzimizi, eskiden alıyoruz.’’ diyor.
Paha biçilmez eserler…
Cezayir Antika ve Sanat Evi’nin misafirlerini ağırladığı
Zeki Paşa Apartmanı da başlı başına tarih kokuyor. 1860
tarihinde Tophane Müşiri Zeki Paşa’nın hizmetlileri
için yaptırdığı bina, tarihçiler tarafından İstanbul’un
ilk apartmanları arasında gösteriliyor. Peki bu ilginç
mekanda neler var? Osmanlı Türk resim ve hat sanatının
en güzel örneklerinin yanı sıra 18. ve 19. yüzyıl mobilyaları,
Osmanlı porselen ve cam objeler, tuğralı gümüşler, el
yazması Kur-an’ı Kerim ilk akla gelen eserlerden. Tüm
bu eserlerin dışında mekanda hiçbir yerde yayınlanmamış
orijinal Atatürk fotoğrafları ile Atatürk’ ün kendi
el yazısıyla kaleme aldığı Cumhuriyet Halk Fırkası’nın
kuruluş notları da yer alıyor. Sanat Evi, Türk resminin
önemli ressamlarına ait tablolara da ev sahipliği yapıyor.